bahçe

damlama sulama ek parçalar pdf
bahçe blog

Fotoğraf 1

 

https://youtu.be/B7o_O7d8fAI   rainbird video

pprc ek parçaları ile ilgili görsel sonucu

Fotoğraf 1

damlama sulama aparatları adresi

https://www.google.com.tr/?gfe_rd=cr&ei=of8VWcjSEoGFYIu1jtAH#q=poelsan+20×3/4&tbm=shop

ana kangal boruya bağlama

http://www.kalitekdamlasulama.com/damla-sulama-kurulum-pml12

www.boruburada.com

20mm pn 16 pe100 boru metresi 1 tl  kargo 70 tl tutuyor.

20MM PN 16 PE100 BORU

 

egeyildiz damlama sulama kurulum

http://www.egeyildiz.com.tr/egeyildiz.php?sayfa_id=904&kategori_id=902&id=30&k_id=902

 

damlama suborusu ekleme ve aparatları mgf plast

https://www.damlamaborusu.com/damla-sulama-ekleme-parcalari/kilitli-ekleme-parcalar.html

 

rainbird zaman ayarlı sulama montaj ile ilgili görsel sonucu

 

Fotoğraf 1gittigidiyor 95+7 kargo

kişisel gelişim

İş hayatında Heyecan olgusu iki şekilde karşımıza çıkar. Birincisi; monotonluğu bırakıp yeni bir projede kendimizi bulmayı denemek. İkincisi ise; büyük yerin küçüğü olmak yerine, küçük yerin büyüğü olmak.

Çalıştığınız işte heyecan aramak.

Bu duygu bir çok kişiye iş hayatında başarı getirir. Rutin giden iş hayatını biraz değiştirmek adına kişi kendine bir soru sorar. Soru şudur; rutin mi yoksa heyecan mı. Kalbinin sesini dinleyenler yeni arayışlara girer. Ve çalışmaktan heyecan duyacağı bir iş arar.

İş değiştirmenin nedenlerinden birisi de heyecan duygusunu kaybetmek veya yeni maceralara yelken açma isteğidir. Kulağa yabancı gelmesi normal. Nedeni sosyolojik olarak incelersek, ebeveynlerimizin tek iş yerinde çalışıp oradan emekli olmalarıdır. Heyecan, yönetici sorunu vesaire durumlar da iş değiştirmeyi düşünmemiş ve kabullenip çalışmaya devam etmişler. Bunu yaşayan ailenin y kuşağına mensup bireyi sırf heyecan için iş değiştirmek istediğinde anlaşılması güç bir durumda kalabilir. Aile tarafından düşüncesine saygı duyulmayabilir. Bu da kişinin iş yaşamında içinden çıkılmaz bir döngüye yol açabilir.
Çalışan durumu geç algılasa da, rutin ve monotonluk yaratıcılığı ve iş yapma hevesini öldürür.  Kolay özveri; sıkıldıysan bırak! Çalışanın yaptığı işe duyduğu heyecan azaldıysa konsantrasyon eksikliği ve kolay sıkılma eğilimine girer. Söz gelimi işe gelirken, ayakları geri geri gider. Yani kişi artık monotonluktan sıkıldığında işe olan saygısını da yitirir. Ve performansı azalır. Dolayısıyla başarısız olmaya başlar.
Yanlış konumlandırma, doğru adamı yanlış adam haline getirir.
Birçok çalışan sevmediği işte çalıştığı için aklının bir köşesinde arayış vardır. Bu arayış aslında heyecan arayışıdır. Yeni ve seveceği işi arar. Bu da kendisinde azalan yada olmayan iş yapma heyecanını yeniden kazandıracaktır. Birey iş hayatına ilk atılımında genelde seçici davranmaz. Bu uzun bir süre işsiz kalan bir kişi için de görülür. Seçici olmamanın sonucu sevemeyeceği bir işte çalışmaktır. Bu durum da kişin yeteneklerini ortaya koyamaz. İyi bir sırıkla atlamacıyı maraton koşturmaya benzer. Sonuç; hüsran.

“Hayat boyu çalışmak istemiyorsan, sevdiğin işi yapacaksın” sözünün biraz gerçekliği var. Bunun dışında birde kişinin yaptığı işten bunaldığında yeni bir heyecan aradığı gerçeği var. Yani köklü bir bankada müdür olan kişinin bu işi bırakıp yeni kurulan bir bankada müdürlüğü tercih etmesi, sıkıntılı bir karar olarak görülebilir. Aslında bu tercih heyecanı tercih etmek anlamına gelir. Yani çalıştığı yere katabileceği bir şeyler olmadığını fark eden kişi, üretkenliğinin devamı için farklı bir yere yönelir.

Bu duruma futboldan bir örnek vermek gerekirse; Barcelona’da Xavi olmaktansa, Paris Saint Germain’de İbrahimoviç olmayı tercih etmek. Kendi yeteneklerini kullanamıyorsan, kullanabileceğin ve geliştirebileceğin yerlere gitmen gerekiyor ki yeteneklerin körelmesin.

İş hayatında en azından bir defa da olsa yeniden başlamayı düşünürseniz, öncelikli tercihiniz; nerede mutlu olurum ve nerede heyecanı yakalarım sorularına cevap vereceğiniz yerler olsun.

********************************

Tükenmişlik Sendromu iş hayatında hepimizin yaşayabileceği bir sorundur. Önemli olan bu sorunu nasıl aşabileceğimizdir. Sendroma yakalanmanın önüne geçmek de mümkün ama iş hayatının acımasız rekabet koşulları içinde zaman zaman hepimiz motivasyon düşüşleri ve heyecan kayıpları yaşayabiliriz. Hayata bakış açımızı sorgulayarak, yeni adımlar atmak ve hayata yeni bakış açıları geliştirmek bu sorunla başa çıkmaktaki ilk yapılabilecekler olarak sayılabilir. Bunun dışında mutlaka uzman desteği almak oldukça önemlidir. İşleri paylaşmak, sorumlulukları tek başına üstlenmek yerine başkalarıyla paylaşmak, gün içinde mutlaka soluk alacak zamanlar yaratmak, özellikle masa başı çalışanlar için küçük egzersizler yapmak, rahatlama ve gevşeme yöntemlerini öğrenmek, 5-10 dakikalık ortam değişiklikleri, farklı konularla ilgilenmek gibi o an için yapılabilecek uygulamalara mutlaka hayatınızda yer verin. Bunun dışında hayatın sadece işten oluşmadığını, sosyal alanlar ve sosyal etkinliklerde yer almanın kişiyi zenginleştirdiğini ve mutluluk hormonlarını düzene soktuğunu unutmayın. Ayrıca sizden daha az şanslı insanlara yardım etmek, başka insanların hayatında olumlu farklar yaratmak, insan olarak kendisinize olan güveninizi ve kendinizi değerli ve mutlu hissetme duygularınızı tamamlayan etkenlerdir.

Tükenmişlik Sendromu iş hayatına ait sorunlardan kaynaklanabilir ama hayatınızı belirleyen yegane şey iş hayatı olmamalıdır. Sizi hayatta tutan başka güzellikler de olduğunu göz önünde bulundurarak, hep başkalarını değil ama artık kendinizi de mutlu edecek etkinliklere yönelin.
Bu süreçte profesyonel destek almanın sıkıntılarınızı daha kısa sürede aşmanız için ilk adım olduğunu da özellikle vurgulamak isterim.

********************************

 

 

alıntılar

Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.

Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.

Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.

Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.

Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek.

Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.

Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır ya da yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde “burda eskiden hep bi yerim vardı” dersin.

Bir hobin olsun. Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun. Insanlar şaşırsın. Senin icin çocuk oyuncağı olsun.

Bir şey iste. İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise bu istediğin, aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse. Yeter ki gece yatağına yattığında “ben elimden geleni yaptım” de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin ya da bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir.

Vakit ayırdığın bir ailen olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, iskence. Kıymetini bil. Yarin ne olacağı belli degil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye. Kalp kırma.

Sınırların olsun aşılamayacak. Duvarların olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.

Bir alanın olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığında gercek sen olabildiğin. Dört duvardan birininin dibine çöküp ağlayabildiğin. Güçsüzlüğünü yaşayabildiğin. Sonra daha güçlü kalkabildiğin. Kaldığın yerden devam edebildiğin. İnsan en Çok kendini özlüyor çünkü.

Bir sevdiğin olsun tabi. Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bi başka. Para amaç değil araç olsun mutluluğuna. Olmadığı zaman da elindekini cömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda, “başka biriyle mi acaba” diye değil “başına bir şey mi geldi” diye endişelen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse bu seni daha az seviyor demek değildir.Telefon karıştırmakla ömür geçmez. Bir insan bir şey yapmak isterse yapar. Kalbin temizse, sen araştırmadan da karşına çıkar korkma. Sonuna kadar güven. Bir gün kırılırsa kalp yenisini inşa eder.

VE

Kalbini temiz tut. Çevreni de. Unutma yaptığın her iyilik bir gün sana geri döner….DÖNERSE SENİNDİR..DÖNMEZSEDE DÖNMESİN…!!

Photo from @its-engin-derin on Tumblr by its-engin-derin

 

Photo from @its-engin-derin on Tumblr by its-engin-derin